Türkiye’de yükselen enflasyon, döviz kuru baskısı ve üretim maliyetlerinin artması, sanayicilerin yönünü giderek daha fazla yurt dışına çevirmesine neden oluyor. Dev şirketler, rekabet gücünü korumak ve operasyonel verimliliği sürdürmek adına üretim faaliyetlerinin önemli bir kısmını başka ülkelere taşımaya başladı. Bu eğilim, yalnızca küresel büyüme stratejilerinin değil, aynı zamanda iç piyasadaki ekonomik zorlukların da bir sonucu.
Son yıllarda üretim maliyetlerindeki keskin artış, birçok sektör devini harekete geçirdi. Penti Yönetim Kurulu Başkanı Sami Kariyo, “Ürünlerimizin yüzde 95’ini Türkiye’de üretirken, bugün bu oran yüzde 70’e geriledi” diyerek bu değişimin zorunluluktan doğduğunu vurguluyor. Tekstil, otomotiv, beyaz eşya ve çelik gibi sektörlerde faaliyet gösteren birçok büyük grup, daha uygun maliyetlerle üretim yapabilmek ve yeni pazarlara açılmak için yurt dışına yöneliyor.
Beko, bu dönüşümün en dikkat çekici örneklerinden biri. Şirketin dört yıl önce yurt dışında 15 üretim tesisi varken, bugün bu sayı 46’ya çıktı. Üretim yaptığı ülke sayısı ise 14’e ulaştı. Yurt dışı üretiminin toplam içindeki payı yüzde 50’ye ulaşan Beko, satışlarının yüzde 70’ini de dış pazarlardan elde ediyor. Benzer şekilde Beyçelik Holding ve Penti de yurt dışı üretim oranlarını son beş yılda ciddi ölçüde artırdı.
Ticaret Bakanlığı’nın yayımladığı “Yurt Dışı Yatırım Anketi 2024” verileri de bu değişimi teyit ediyor. Türk şirketlerinin yurt dışındaki doğrudan yatırımları son 20 yılda yaklaşık 10 kat artarak 57,9 milyar dolara yükselmiş durumda. Son beş yıldaki artış oranı ise yüzde 40’a yakın.
PwC Türkiye’nin araştırmasına göre, şirketlerin yurt dışı yatırım kararlarını etkileyen başlıca faktörler arasında coğrafi konum, pazar büyüklüğü, siyasi istikrar ve yasal düzenlemeler öne çıkıyor. Şirketlerin yüzde 73’ü yurt dışında büyümeye devam etmeyi planladığını ifade ediyor.
Mısır, son dönemde Türk şirketleri için cazip üretim merkezlerinden biri haline geldi. Amerika ile olan serbest ticaret anlaşması sayesinde, Mısır’da üretim yapan firmalar ABD pazarına gümrüksüz satış yapabiliyor. Yeşim Grup Yönetim Kurulu Başkanı Şenol Şankaya’ya göre bu avantaj, küresel rekabette önemli bir fark yaratıyor.
Yurt dışına üretim taşımanın en önemli nedenleri arasında yalnızca maliyet avantajı değil, aynı zamanda yüksek gümrük vergilerinden kaçınma, yeni pazarlara yakın olma ve küresel marka olma hedefi de yer alıyor. Örneğin, Koç Holding’in otomotivdeki güçlü markası Ford Otosan, Romanya’da fabrika satın alarak Avrupa’ya açıldı. Şirketin bu hamlesi, hem maliyet hem de AB pazarlarına erişim açısından avantaj sağladı.
Avrupa, Türk yatırımcıların en fazla yöneldiği coğrafya olmaya devam ediyor. DEİK Yurt Dışı Yatırımlar İş Konseyi Başkanı Kübra Orakçıoğlu Kazan, Türk firmalarının yatırımlarının yüzde 65’inin Avrupa’da yoğunlaştığını belirtiyor. Doğu Avrupa ise düşük vergiler ve işçilik maliyetleriyle dikkat çekerken, Orta Doğu ve Afrika da potansiyel barındıran diğer önemli pazarlar olarak öne çıkıyor.
Mobilya sektöründe faaliyet gösteren Doğanlar Mobilya Grubu’nun Senegal’de kurduğu tesis de bu yaklaşımın bir örneği. Şirket, hem maliyet avantajı sağladığını hem de Afrika pazarına doğrudan erişim kazandığını belirtiyor. “Made in Senegal” etiketi ise ürünlerin Avrupa ve Amerika’da daha fazla değer kazanmasına yardımcı oluyor.
Önümüzdeki üç yılda yurt dışı yatırımların artarak devam etmesi bekleniyor. Özellikle sanayi, teknoloji, sağlık ve yenilenebilir enerji gibi sektörlerin öne çıkması öngörülüyor. Beko CEO’su Hakan Bulgurlu, ASEAN ülkeleri ve Amerika kıtalarının yatırım radarlarında olduğunu ifade ederken, Akcoat da İspanya’dan Kuzey Amerika’ya uzanan geniş bir coğrafyada büyüme planları yapıyor.
Evvap gibi üretim odaklı şirketler de globaldeki varlıklarını güçlendirme peşinde. Endonezya’daki yeni tesisin yıl sonunda faaliyete geçmesi hedefleniyor.
Tosyalı Holding Yönetim Kurulu Başkanı Fuat Tosyalı da yurt dışı yatırımların önemine dikkat çekiyor. 20 yıldır bu alana yatırım yaptıklarını belirten Tosyalı, “Afrika’yı ana yatırım coğrafyamız olarak belirledik. Bugün 3 kıtada 20’ye yakın tesisimiz var ve dünyanın en hızlı büyüyen demir-çelik şirketlerinden biriyiz” diyor.
Küresel belirsizliklerin, jeopolitik krizlerin ve iklim kaynaklı değişimlerin yoğunlaştığı bir dönemde, Türk sanayiciler üretim rotasını daha sağlam zemine oturtmak için sınırların ötesine geçiyor.
Kaynak: Capital