Yıl sonu yaklaşırken milyonlarca çalışan için kritik öneme sahip asgari ücret zammı gündemin ilk sıralarında. Bu yıl işçi sendikalarının Asgari Ücret Tespit Komisyonu’nda yer almama kararı tartışmaları daha da alevlendirirken, zam oranının nasıl belirleneceği merak konusu oldu. Yurttaşların beklentisi ise yüksek: Yeni yılda asgari ücretin en az 40–45 bin lira bandında olması gerektiğini söylüyorlar.
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’ndan emekli ekonomist Dr. Ayhan Bülent Toptaş da, yalnızca geçici çözümlerle sürecin yönetilemeyeceğini vurgulayarak kapsamlı bir ekonomik programın gerekliliğine dikkat çekti.
“İşçi Temsili Olmadan Komisyon Mantığını Kaybeder”
Dr. Toptaş, işçi temsilcilerinin komisyonda olmamasının sürecin doğasına aykırı olduğunu belirterek şunları söyledi:
“Komisyon devlet, işveren ve işçi taraflarından oluşur. En kırılgan kesim olan işçilerin olmadığı bir masada sağlıklı karar alınamaz. Temsil edilmeleri şart.”
Komisyonda aracı rolü üstlenebilecek uzmanların—örneğin akademisyenlerin veya iş hukuku uzmanlarının—dahil edilmesinin uzlaşıyı kolaylaştırabileceğini belirten Toptaş, Türkiye ekonomisindeki bozulmanın 2013’ten bu yana sürdüğünü ve her türlü uzlaşmayı zorlaştırdığını ifade etti.
“Pasta Küçülüyor, Yapısal Sorunlar Çözülmeden Zam Tartışması Yetersiz”
Ekonomide yaşanan sıkışmanın hem işverenleri hem de işçileri baskıladığını belirten Toptaş, komisyon yapısında yapılacak değişikliklerin tek başına çözüm olmayacağını söyledi:
“Pasta küçülürken yalnızca komisyon düzeniyle uğraşmak geçici bir çözüm olabilir. Asıl mesele, bu pastanın neden küçüldüğünü anlamak ve nasıl yeniden büyütüleceğini tartışmak.”
Toptaş, bu nedenle “komisyon dışı çözümlere” ihtiyaç olduğunu, ekonomik düzenin bütüncül bir yaklaşımla ele alınması gerektiğini vurguladı.
“En Az Yüzde 30 Zam Şart”
Ekonomist Toptaş, mevcut koşullarda asgari ücrete en az yüzde 30 zam yapılmasının kaçınılmaz olduğunu, ancak bunun işverenler açısından da ciddi yük getirdiğini söyledi:
“Yüzde 30’un altında bir zam, çalışanların geçim sıkıntısını hafifletmez. Fakat işverenler de sıkılaşma politikaları nedeniyle zor durumda. Önümüzdeki birkaç ayın oldukça sancılı geçmesi muhtemel.”
Toptaş ayrıca hedeflenen enflasyon üzerinden hesaplanacak bir artışın sosyal sorunları derinleştirebileceğini belirtti:
“26–27 bin liralık bir asgari ücret toplumda ciddi kırılmalara yol açabilir. Artık dayanma gücü kalmayan geniş bir kesim var.”
Yurttaşların Beklentisi: “40 Bin Liranın Altı Geçindirmez”
İzmir’de konuşan yurttaşlar ise mevcut ekonomik koşulların altında bir zammın anlamı olmayacağını ifade etti:
-
Mustafa Yıldız: “Asgari ücret en az 40–45 bin lira olmalı. Ama muhtemelen 27–28 bin yaparlar. Bu parayla geçinmek mümkün değil, kiralar zaten 25 bini geçti.”
-
Mehmet Yılmaz: “30 binin altı kurtarmaz. 28 bin lira hayatta yetmez. Zaten kendi yaşamımızdan vazgeçtik, çocuklarımız için uğraşıyoruz ama onları düşünen yok.”
-
Selçuk Çelik: “Bu ortamda en az 40–50 bin lira gerekir. Bir makarna 500 lira, bir kahve 200–300 lira. 22–23 bin lira gelirle gençlerin hayatta kalması imkânsız. Asgari ücret artsa bile maliyetleri yükseltirlerse hiçbir işe yaramaz.”
Çelik ayrıca kulislerde konuşulan 28 bin liralık rakama şöyle tepki gösterdi:
“Adeta ‘bu ay bizden olsun’ der gibi bir rakam. Piyasaya yapılacak zamlarla zaten geri alınır.”
Kaynak: Cumhuriyet